Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mayıs, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yok Bi'şey, Acımadı ki... / Filiz Ali

Anı kitaplarını okumayı çok seviyorum. Filiz Ali'nin kitabı Eylül 2017'de Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkmış. Benim okuduğum Kasım 2017 tarihli ikinci baskısıydı. 2011 yazında Filiz Hiç Üzülmesin adlı eserini okumuştum Filiz Ali'nin. Sabahattin Ali'nin hayatını, fotografları eşliğinde anlattığı bu eser beni çok etkilemişti. Filiz Ali bu kez, mücadeleler ile geçen kendi hayat hikayesini anlatıyor. 346 sayfalık kitabın sonunda, anı kitaplarında pek görmediğim iki bölüm var. Birincisi notlar, Filiz Ali, anlattığı olayların başka anı kitaplarında nasıl geçtiğine de yer vermiş. Notlar başlıklı bölüm bu alıntıların yer aldığı eserlerin dizisi, bir yerde kaynakça. İkinci bölüm ise kişi adları dizisi, tam 14 sayfa. Anıların hem sahibi akademik kariyer yapmış bir sanatçı hem de döneminin aydınlarından birisinin kızı olunca farklı çevrelerden bir çok kişi ile hayatı kesişmiş.  2011 yılı yazında Filiz Hiç Üzülmesin kitabı ile ilgili yazdıklarımı şöyle bitirmişim:  Karanfil sokakt…

blogda en çok görüntülenen teknik etiketli yazılar

Teknik etiketine sahip, büyük çoğunluğunu radyo - televizyon yayınlarının karasal ortamda iletimine ilişkin yazdıklarımın oluşturduğu, 314 içerik arasında 19 Mayıs 2018 22.00 itibariyle en çok görüntülenen ilk 5 yazı:
1. tariflerden tekniğe dönüş: Over-the-top TV (OTTTV) (4 Ocak 2011 - 1180)
2011 yılında Over The Top TV (OTT) bugün olduğu kadar hayatımıza girmemişti. Konu hakkında Türkçe bilgilendirici yazı da fazla değildi. Muhtemelen bu yüzden 2011 tarihli yazım listenin başında.
2. Net olan tek şey: Netflix değiştirir (8 Ocak 2016 - 1075) Netflix'in Türkiye pazarına giriş yapmasının hemen ardından iki yazı yayınlamıştım. Hem OTT'nin ne olduğunu özetleyen hem Netflix'in sektöre etkilerini değerlendiren bu iki yazı ilk 5 listesinin 2 ve 4 numarasında.
3. Dahili DVB-T2 alıcılı (tunerli) televizyonlar: Samsung F serisi mi acaba? (19 Mayıs 2013 - 810) Yazıyı hazırladığım dönemde ülkemizde sayısal karasal televizyon yayınlarının (DTT) DVB-T2 MPEG4 formatı ile yapılacağı konuşuluyor…

TV yayıncılığında değişen iş modeli 2018 güncellemesi

2013 yılı haziranında üç yazılık bir dizi şeklinde yayınlamıştım, televizyon yayıncılığı dünyasında değişen iş modellerini. Aradan beş yıl geçmiş neredeyse. 2013'te yaptığım tespitler ne kadar gerçekleşmiş, bugün için yeni neler var sorularına yanıt bulabilmek adına bir güncelleme gerekliydi.  Klasik televizyon yayıncılığında yayın süresinin reklam verene kiralandığı ve bu kira geliri ile içeriklerin parasının ödendiği arada kalan miktarın ise televizyon şirketinin karı olduğu bir düzen vardı. Bu klasik dönem internetin hayatımıza girmesi ile değişmeye başladı. 2013'te özetlemeye çalıştığım yeni modelde televizyon kanalının ürettiği içeriklerin dağıtımı şekil değiştirmeye başlamıştı. Platformlar ve OTT ile tüketici elektroniği üreticileri dağıtım kanallarının yeni aktörleri haline geliyordu.  O dizide iki olasılıktan bahsetmiştim. Birincisi tüketici elektroniği üreticilerinin kendi yayın dağıtım şebekelerini kurup sektöre gireceği şeklindeydi. Vestel, Samsung, LG gibi üreticiler…

bir kez daha sayısal karasal televizyon

Bu konu üzerine blogda bugüne kadar 99 yazı yazdım. Yüzüncü yazıda ilk 99 yazıda savunduğum herşeyi bir kez daha mı düşünsek diyorum. Fazla merakta bırakmadan başlayayım derdimi anlatmaya: İlk 99 yazıyı okumanızı beklemediğim için kısacık bir özet geçeyim. Daha kolay okunacağını umarak maddeler halinde yazayım dedim. Konu neydi? Karasal ortamda, yani çatımızdaki "kılçık" anten ya da televizyonlarımızın üzerindeki "tavşan kulağı" anten ile aldığımız, televizyon yayınlarının yeni teknolojiye uygun hale getirilmesi. Teknik ifadesiyle analog karasal televizyon yayınlarının sayısallaştırılması.  Neden böyle bir şeye gerek duyuldu? İki nedeni var. Öncelikle televizyon yayınlarının kalitesi arttı. Daha net görüntüler, daha büyük ekranlarda izlenebilecek kadar net görüntüler ve daha daha büyük ekranlarda daha daha ayrıntılı renklerin izlenebileceği kadar net görüntüler. Teknik ifadesi ile PAL yayınlar önce standart definition (SD), ardından high definition (HD) ve son olarak Ul…

blogda en çok görüntülenen söyleşiler

En çok görüntülenenler serisi yapmaya karar vereli epey zaman oldu. Serinin ilk yazısı kitap etiketliler için oldu. Ancak devamı gelmedi. Bugünlerde, 20'nin üzerinde yazı barındıran diğer etiketliler için de bu listeleri yapacağım. Tüm listelere ayrı bir menüden erişebileceksiniz. Gelelim söyleşi etiketli yazıların TOP 5'ine: 1. Acıbadem'in tatlı mekanı Sihirli Tatlar Dükkanı'nın ortağı Esin Aydınhan ile söyleşi (29 Aralık 2015 - 809) İstanbul Acıbadem'im cupcake mekanı, Sihirli Tatlar Dükkanı'nın kurucu ortağı ile yaptığım söyleşi en çok okunanlar arasında ilk sırada. Yolunuz Acıbadem taraflarında düştüğünde özellikle çikolatalı cupcake'in tadına bakmanızı öneririm. "Kiş"ini de çok övüyorlar. 

2. Pariste.Net kurucusu Ahmet Öre söyleşisi (1 Ağustos 2015 - 797) Birçoklarının hayallerini süsleyen bir işi var Ahmet Öre'nin. Paris'i ve çevresini gezip, gördüklerini ve fotografladıklarını paylaşıyor Pariste.Net'te. Blogu hergeçen yıl daha çok t…

Yüzü Silinenler romanı üzerine Kaan Arslanoğlu ile e-söyleşi

Şubat 2017 tarihli birinci baskısı İthaki yayınlarından çıkan Yüzü Silinenler Darbe Günlükleri adlı romanı yayınlandığı ay okumuştum. 2 Mart 2018 tarihinde Kitapeki.com sayfasında Can Ahıskra'nın yazısını görünce, romanı tanıtmak için daha iyisini yazamayacağımı düşünerek, Arslanoğlu ile bir e-söyleşi yapmaya karar verdim. Aşağıda okuyacağınız söyleşi, umarım İnsanBu.com adresli internet sitesini keşfinize yardımcı olur. Bu vesile ile vakit ayırıp sorularımı kısa sürede yanıtlayan Kaan Arslanoğlu'na tekrar teşekkürlerimi sunarım.  
Son romanınızda bir kez daha ana kahramanlardan birisiniz. Reenkarnasyon Kulübünde benzer bir tarz. Savunduğunuz fikirleri dolaysız aktarma olanağı sunduğu için mi tercih ediyorsunuz bu türü?
Savunduğum fikirleri dolaysız aktarma olanağı sunması nedenlerden sadece biri. Başka birkaç nedeni daha önde gidiyor. Siyaset-erdem-gerçek arayışı ve kendini sorgulama… Bu dört atlının ilişkisini devamlı ele alan, hep bu alanda araştırıp kafa patlatan biriyim. Si…